E  VOKALİ

Çene açısına göre geniş, dudakların biçimine göre düz, dilin devinimine göre ön dil vokalidir. Açık – e – de çene gevşek dil içeri doğru yükselir. Kapalı – e – nin açık – e – ye oranla boğumlanma noktasına göre daha içeridedir.

3 çeşit – e – vardır :

Açık – e – →  φ → örnek : ben

Yarı açık – e – → ξ → örnek : erkek

Kapalı – e – →  e → örnek : kendi

Temrin:

Eski şemsiyeli remzi kendi kendine evlendi. Gençlik kendi kendine gençlerle cenk ederken zenginler yemyeşil defne dallarının üzerinde zencilerle zenginleşiyordu.

Penceredeki tekir kedi, kendi tenceresindeki eti yedi.

Senenin yarısında seleleri seleleyerek (seleliyerek) tencereleri toparladı ve defterleri telleri tencerelerle birlikte pencereden attı.

İ VOKALİ

Çene açısına göre dar, dudakların biçimine göre düz, dilin devinimine göre ön dil vokalidir. Boğumlanma noktası damağın ön kısmındadır. Dudakların köşeleri kulaklara doğru açılır. Dil damağın 2 yanına dayanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Süresi uzun i, dilimize yabancı dillerden geçmiştir.

Uzun – i – → Ι:

- i – → Ι

Temrin:

İbibiklerin iliklerini iyice iyileştirmek için istinyeli istifçi imrenin, istifli istiridyeleri mi yoksa iskilipli ispinoz işportacı ishak’ın işliğindeki ibrişimleri mi daha iyi bilemiyorum.

Şiş şişeyi şişlerken, şişe de keşişe kiş derken, mahkeme başkanı düşünür ve içinden şöyle geçirir: “o pikap, bu pikap, şu pikap mı acaba?” ve kararını (öfkeyle) açıklar: Bir yarım dalda kırk kartal, dal sarkar kararlı kartal kalkar dal sarkar. oysa gençler kendi kendileriyle cenk ederken zenciler yemyeşil defne dallarının üzerinde zenginleşirler. Alkollü lale lafazan gibi lakırdı yapar: cananla nalan da naneli kaseyi kaldırır. Halbuki letafet latif dikkat edin naneli kaseyi kaldırırsanız Rekâmları seyredemeyiz der. Ve böylece eski şemsiyeli remzi kendi kendine evlenir. (öfke büyür) İşte bu yüzden penceredeki tekir kedi kendi tenceresindeki eti yedi. Ve ballı ballandıran dallar, dallandırılarak ballandırılmış oldu.

Bir kelime buldum çın çın öter; adı candır. Bir erik kopardım can dalından; içi can dolu. Adı can, yaprağı can, lezzeti candır. Bir gölge düştü önüme dedi ki; bir yüküm var var benden ağır, bir yüküm var beni taşır. Adı candır. Toprak dedi ki; can Allah’ın yongasıdır. Fakat ben bir deri bir kemik kaldım. Bir de misafirim var, adı candır. Işık dedi ki, renklerden koklardan seslerden önce koşup geldim. İnsan oğluna nur topu gibi bir müjde getirdim, adı candır.